ÇALIŞMA HAYATINDA VE GÜNLÜK YAŞAMDA GÜVENLİK KÜLTÜRÜ

16-Apr-2018 / 424

Kişi yaşamak için temel gereksinimlerini yerine getirdikten sonra, geleceğini güvence altına
almak ister. Güvenlik kavramı genel olarak emniyet içinde olma duygusu şeklinde
tanımlanabilir. Ayrıca güvenlik; mevcut ortamda kabul edilebilir düzey ve bu düzeyi korumak
için zamansız ölüm, yaralanma veya endişe verici koşulların var olma olasılığını azaltma
anlamındadır. Güvenlik; kabul edilemez zarar riskinden uzak olma durumu olarak da
tanımlanır.
Güvenlik kültürü, bir organizasyonun her bir seviyesindeki ve her bir gruptaki çalışanların ve
kamunun güvenliği konusunda kalıcı değerin ve önceliğin yerleşmesidir. Bir başka deyişle
güvenlik kültürü; birey ve grupların güvenliğe yönelik kişisel sorumluluk alması, koruyucu
eylem, güvenlik ilgisini arttırmak ve iletmek, aktif olarak öğrenmeye çaba göstermek,
hatalardan öğrenilen dersleri (hem bireysel hem de grup düzeyinde) davranış temelinde
benimseme ve değiştirme, bu değerleri sürekli bir şekilde ödüllendirmeyi ifade etmektedir.
Güvenlik Kültürü; koruma gereksinimini karşılamanın en önemli yollarından birisi olup, genel
olarak “bir örgütteki tüm üyelerin risk ve tehditler hakkında paylaştığı fikir ve inanışlar bütünü”
olarak tanımlanabilir.
Güvenlik kültürü hakkında çalışan; Reason bu kavramı şu şekilde tanımlar:‘’Bireylerin veya
organizasyonların/kuruluşların zarar ve kayıplarını önlemek ve hedeflerine ulaşmak
için risk ve tehlikelerle başa çıkabilme yetisidir.’’1
Hudson’a göre ise, güvenlik kültürü genel olarak ‘’organizasyonlardaki güvenlik
performansının yüksek seviyelerde garanti altına alınmasıdır.’’2

Güvenlik kültürünün farklı tanımlamalarına rağmen, Glendon ‘’ bireylerin bir grup, bir
organizasyon ya da bir toplum içerisinde paylaşmış oldukları algılamaların, güvenlik
kültürüne getirilen tanımlamaların birçoğunun ortak noktası olduğunu ifade etmiştir.’’3

Güvenlik kültüründe bulunulan düzeyin bir göstergesi olarak kabul edilen iş kazalarının
önlenmesine yönelik çabalar, sanayi ve üretimin sürücü gücünün II. Dünya Savaşı olduğu
1940’lı yıllarda belirginleşmeye başlamış ve bu dönemde iş kazalarının azalması, işyerindeki
makine ve ekipmanlardan kaynaklanan hataların giderilmesi ile sağlanmaya çalışılmıştır.
1960’lı yıllara gelindiğinde; iş kazalarının önlenmesi amacıyla insan faktörü ve dolayısıyla da
çalışanlardan kaynaklanan sorunlar ele alınmaya başlanmış ve bu konudaki sorunların da
düzeltilmesi çabaları sonucunda iş kazalarında belirgin bir azalma gerçekleştirilmiştir.1980'li
yıllarda ise, yapılan bilimsel araştırmalar iş kazalarının önlenmesi amacıyla günümüzde de
çok yaygın uygulama alanına sahip olan ergonomi ve tasarımla ilgili sorunların giderilmesi,iş
sağlığı ve güvenliği alanında yönetim sistemlerinin oluşturulması olarak özetleyebileceğimiz
sosyo-teknik konulara yönelmiş ve yapılan uygulamalarla iş kazaları biraz daha azaltılmıştır.

Güvenlik kültürü, ilk defa 1986’da yaşanan Çernobil Nükleer Santral Kazası sonrasında
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) tarafından 1986 yılında yayınlanan Güvenlik Serisi
No.75 INSAG-1Çernobil Kazası Hakkında Yeniden İnceleme Toplantısı raporunda yer
almıştır.
Raporda sık sık kazanın güvenlik kültürü eksikliğinden kaynakladığına değinilmiş olmasına
rağmen, güvenlik kültürünün ne olduğu hakkında kesin bir tanım yapılmamıştır.1988 yıllında
yayınlanan ve Güvenlik Serisi No.75 INSAG-3 ‘’Nükleer Enerji Santralleri için Temel Güvenlik
Kuralları’’4 isimli raporda ve daha sonra yeniden düzenlemeler içeren raporlarda da güvenlik
kültürü kavramı sık sık kullanılmıştır. IEAE,1991 yılında yayınladığı Güvenlik Serisi No. 75-
INSAG-4 ‘’Güvenlik Kültürü’’5 isimli raporu ile daha öncelerde “Çernobil Raporu” ve “Nükleer
Enerji Santralleri için Temel Güvenlik Kuralları” isimli yayınlarında kullandığı güvenlik kültürü
terimini hem tanımlamış hem de terimin nasıl ölçülmesi gerektiğine dair açıklamalar
getirmiştir. IEAE bu kavramı şu şekilde tanımlamıştır: “Güvenlik kültürü, kurumun sağlık ve
güvenlik programlarının yeterliliğine, tarzına ve uygulamadaki ısrarına karar veren birey ve
grupların değer, tutum, yetkinlik ve davranış örüntülerinin bir ürünüdür.”6
1990’ların başında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun, Çernobil raporu ile gündeme
getirdiği “güvenlik kültürü” terimi, sonrasında akademik çalışmalarda da yer almıştır. Bu konu
özellikle iş güvenliği ve örgütsel kültür konuları içinde çalışılmaya başlanmıştır. Yüksek riskli
işlerde (petrol şirketleri, havacılık, kimyasal madde üretim merkezleri vb.) yapılan birçok
çalışma; güvenlik kültürünün tanımlanmasını, ne tür kurumlarda nasıl değiştiğini, nasıl ele
alındığını ve bir kurumda nasıl en iyi şekilde oluşturulabileceğini ortaya koymaya yönelik
bulgular ve öneriler sunmaktadır.
Türkiye’de pek çok ülke ortalamasının üzerinde seyreden kazalara bağlı ölümlerin
önlenememesinin temelinde; yasal, yönetimsel ve ekonomik nedenler yanında kültürel ve
sosyal nedenler de önemli bir yer tutmaktadır. Güvenlik kültürüne dönük değerleri ve
duyarlılığı en üst düzeye çıkarmayı ve kazaları azaltmayı düşünen her türlü girişim kültürel
dokuyu ve bu dokunun yarattığı problemleri de dikkate almak zorundadır. Bu başlıkta
güvenlik kültürüne etki eden faktörler yanında, Türkiye’nin güvenlik kültürü tipolojilerindeki
yeri tespit edilmeye çalışılmıştır.
Pek çok Doğu toplumunda olduğu gibi Türkiye’de de kişilerin gerçeklik ve risk algısı
temelinde sorun yaşadığını söylemek gerekmektedir. Sağlıklarını ve yaşamlarını hiçbir
gerekçe olmadan veya basit ve anlamsız getiriler karşılığında riske atan kişilerin
davranışlarını anlamadan ve analiz etmeden güvenlik kültürü temelindeki sorunları çözmek
pek mümkün görünmemektedir. Trafikte sergilenen yanlış tutumlar, iş yaşamında ve özel
yaşamda var olan tehlike ve risklere karşı duyarsızlık, bu problemi ortaya koyan örneklerle
doludur. Yaya üst/alt geçidini kullanmaya erinerek ve kaza riskini göze alarak yoğun trafiğe
rağmen yoldan geçen yayalar, yanlış girdiği yoldan ters yönde yüzlerce metre geri geri giden
araç şoförleri, zorunlu olmasına rağmen baretsiz ve güvenlik halatsız inşaat iskelelerinde
çalışan işçiler ve bunlara benzer daha birçok örnek, bu toplumun gerçeklik ve risk algısı
temelinde patolojik yönünü göstermektedir.

Devletin ve işverenin tutumlarına ve politikalarına genel olarak bakıldığında, hem devletin
hem de işverenin iş güvenliği noktasındaki duyarlılığının çok zayıf olduğunu bir kez daha
vurgulamak gerekmektedir. Her iki kesimin büyük kazalar sonrası tutum ve söylemlerine
bakıldığında çabaların, kayıplar nedeniyle ortaya çıkan acının sözde paylaşımından öteye
çok fazla geçemediği görülmektedir. Daha da önemlisi ise ortaya konulan tepkilerin bir
sonraki muhtemel kazanın ortaya çıkmasını engelleyecek bir sonucu genelde
doğurmamasıdır. Tutumlar genelde gelecek odaklılıktan uzaktır ve kişiler içinde bulunulan
zaman dilimini geçiştirmeyi hedeflemekte, çok da hazırlıklı olunmayan ekipler ve araçlarla
reaktif temelde çözümler üretmeye çalışmaktadır.
Güvenlik Kültürünün Temel Unsurları
Organizasyonlardaki bütün aktiviteler veya her seviyedeki kişiler (yönetici veya çalışan) için
geçerli olan güvenlik kültürünün birçok unsuru vardır. Bu unsurlar Uluslararası Atom Enerjisi
Kurumunun “Güvenlik Kültürü ”raporunda şöyle verilmiştir.
Bireysel farkındalık: Güvenliğin önemini ortaya koyar.
Bilgi ve yeterlilik: Personelin gerekli eğitimlere katılması ile ayrıca kendi kendini eğitmesi
ile sağlanır.
Bağlılık: Güvenliğin ortak ve ana amaç haline gelmesinde bireysel seviyede rol oynar.
Motivasyon: Güvenlik, bazı yaptırım ve ödüllerle kişilerde kendiliğinden gelişen bir davranış
haline gelir.
Gözetim ve denetim: Kişilerin sorgulayıcı tutumlarına cevap vermeye hazır bir şekilde
güvenlik konusundaki denetim ve pratiklerin yeniden gözden geçirilmesidir.
Sorumluluk: Bu konudaki tanımların ve sorumlulukların açık bir şekilde yapılması ve kişiler
tarafından anlaşılabilir olmasıdır.
Hudson, tüm bu özellikler bir araya geldiğinde güven ve bilgilendirilmişlik/bilgili olma
kültürünün oluştuğunu belirtmektedir. Eğer kültürde güven oluşturulursa, bir kaza veya hata
olduğunda nedeni için doğrudan bireyler suçlanmaz. Bilgili olma hali ise herkesin o
organizasyonda ne olduğunu ve ne yaptığını çok iyi bir şekilde bilmesi anlamına
gelmektedir.7
Devlet – işveren - çalışan boyutlarıyla ilgili olarak bu üç boyutta yapılabilecek düzenlemeler;
toplumsal kültürü de göz önünde bulundurması gerektiği ve kültürel olarak benimsenmeyen
güvenlik konusunun, sadece yaptırımlar temelinde işlevsel olacağı ve günlük hayata
yansımayacağı unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra, özellikle çalışma hayatında yapılacak
düzenlemelerin önündeki en büyük engel ekonomik kaygılardır. İşveren, maliyeti düşük
tutarak, karlılığı artırmak amacıyla gerekli önlemleri almaktan ve kazalardan sonra hayat
kurtarabilecek düzenlemeleri yerine getirmekten kaçınırken; çalışanlar ise ekonomik bir
çıkmazın içerisinde işlerinden olacakları korkusuyla, birçok olumsuzluğu görmezden gelerek
çalışmaya devam etmektedirler. Bu denkleme bakarak, devlete çok büyük görevler düştüğü
fakat çalışanların bireysel farkındalıklarının artmasının da büyük öneme sahip olduğu
belirtilmelidir. Bu bağlamda, işveren ve çalışan boyutlarının altına yazılan maddelerde,
ekonomik bir çıkmazın arka planda daima var olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

KAYNAKÇA
1: J.Reason ,Safety Paradoxes and Safety Culture ”,Journal of Injury Control and Safety
Promotion , (2000):7. Aktaran:Dianne Parker, Matthew Lawrie ve Patrick Hudson, “A
Framework for Understanding the Development of Organisational Safety Culture”, Safety
Science 44 (2006) :552.
2: Patrick Hud son, “Safety Culture – Theory and Practice”, içinde “The Human Factor in
System Reliability Is Human Performance Predictable? [les Facteurs humains et la
fiabilite des systemes –Les performances humaines, sont-elles previsibles?]”, 1999, RIO
MP -032 Report , Erişim: Ekim 24, 2014 file:///C:/Users/Bilgesam/Downloads/
ADA388027.pdf
3: A. Ian Glendon, Sharon G. Clarke ve Eugene F. McKenna, Human Safety and Risk
Management , 2nd ed., Taylor & Francis, Boca Raton, (2006),367.Aktaran: Necdet Aktay, “İş
Sağlığı ve Güvenliği Eğitimi ile İş güvenliği Kültürü Arasındaki İlişki”, (2011):9.Erişim:Mayıs 5,
2014 http://www.csgb.gov.tr/csgbPortal/ShowProperty/WLP Repository/
itkb/dosyalar/yayinlar/yayinlar2013
4: The Basic Safety Princ iples for Nuclear Power Plants, Safety Series No.75 -INSAG-
3,(1988).
5:The Safety Culture , Safety Series No.75-INSAG- 4,(1991).
6:Türker Özkan ve Timo Lajunen, “Güvenlik Kültürü ve İklimi”,Pivolka, Sayı:10(Yıl:2):3
7: Patrick Hudson, “Safety Culture – Theory and Practice”, içinde “The Human Factor in
System Reliability Is Human Performance Predictable? [les Facteurs humains et la
fiabilite des systemes –Les performances humaines, sont-elles previsibles?]”, 1999, RIO
MP-032 Report, s.8-3.

Etiketler:

10 dakika da SGK'dan ne kadar alacağınız olduğunu öğrenin

Ücretsiz Analiz

Yukarı